04 Mayıs 2010

.

12 Haziran 2009

Kahramanlarınız Geri Döndü!

Biliyorum ki çok merakta kaldınız sevgili birmilyonokuyucu;

Nixie; “ay çok ayıp oldu okrist?” diye diye her gün başımın etini yedi, bense ona dedim ki;

- Bak nixie, birmilyonokuyucu bizi asla terk etmez, dönünce anlatırız nerede olduğumuzu, anlayacaklardır bizi…

3’ün biri’i nin bir’i olan eko, şu sıralar nerelerde kimse bilmiyor?

Neden yazmayı bıraktığı konusunu ne orcrist ne de nixie hiç düşünmedi. Onlar hep içkiyi bırakmış olma ihtimali üzerinde durdular.. ama sevgili yapmış olmasını sizinle paylaşmak istemiyoruz zira aranızda eko’nun hayranları olabilir.. sizi hiç üzer miyiz??

Sizden ayrı oldukları sıralarda kahramanlarımız nixie ve orcrist ikariam savaşlarına katıldılar. Tabi başka işler de yaptılar ama onları anlatmak istemiyoruz şimdi.

Orcrist'in ısrarları karşısında Nixie her ne kadar “Hayır! Hayır okrist, ben katılmayacağım, onun yerine world of warcraft oynayalım beraber ya da world of wonders’a gidelim..” dediyse de kendini birden savaşın göbeğinde buluverdi. Çünkü orc onu kandırmıştı; kaderine boyun eğen nixie ‘everything is fair in love and war’ diyerek ki buradan ne kadar özenti bir insan olduğunu anlayabilirsiniz, kılıçlarını kuşanarak ikariam’ın boktan sayfalarına daldı.

İlk başlarda şarap adasında üzüm toplayıp şarap içen ve türküler söyleyen Nixie, dostları; durseer ve graf’ın da ısrarları üzerine şarap adasıyla yetinmeyip taş adasında da koloni kurdu. Artık nixie’nin de gözü dönmüştü, sömürge peşindeydi;

“daha çok koloni daha çok koloni demekteydi, asker için sülfür adasına da gitmeliyim diyordu hep!”

Silah arkadaşı nixie’nin gözlerinde vahşeti okuyan orc, bu duruma müdahale etmek için şu yolu denedi;

- nixie ben sıkıldım artık bu salak savaşlardan, gel klan savaşlarına katılalım, hem orada yan yana da savaşabiliriz.

Bunun üzerine nixie;

- Orcrist, sen göt müsün? kıçını yırttın beni savaşlara sokmak için, istemeye istemeye girdim savaşa bu hippi halimle, şimdi klan savaşlarına gidelim diyorsun. hem ne klanı yahu oynayacaksan sen wow oyna madem, orda boss keselim..horde keselim.. hem orada da içki var, sarhoş bilem oluyorsun, der.

Cevabını alıp kıçının üztüne oturan sıkılmış Orcrist; artık savaşmıyor, dostlarına sipariş üzerine şarap, sülfür, odun takviyesi yapıyor, nixie nin online olamayacağı zamanlarda onun adına online oluyor, gelen saldırılardan mallarını apar topar kaçırıyor, sürekli araştırmalara kaynak aktarıyordu…

Gel zaman git zaman nixie’nin köyünü crafty adında bir hergele yağmalamaya başladı. (hikayemizin devamında bu karakter, “göt crafty” olarak anılacaktır.)

Dostlarımızdan çok daha köklü olan bu saldırgan ırkın tohumları, askerlerini nixie’ nin mutlu adasına dolduruyor, çoluk çocuk demeden onları katlediyor, ne kadar şarapları varsa alıyor, odunlarını gemilerine yükleyip gidiyordu.

Nixie ve halkı bu duruma alışmıştı, onlar şarkılar söylemeye devam ediyordu, yine de mutluydular bu adadaki barışçıl güleç insancıklar. “Nasılsa tohumları bizde.” diyorlardı kendi kendilerine…

Lakin bir gün acımasız wolf alttan tire alexander (hikâyemizin devamında “götveren wolf” olarak anılacaktır.) yağmalamaktan öteye giderek tarantula şehrini istila etti, artık askerler şehirdeydiler, her köşe başını tutmuşlardı, onlara başka şey tutturamayan nixie ve okristse heuheuheuehue şeklinde gülüp şarap içmeye devam ediyorlardı.

Durum uzayınca orcrist nixie’ye ‘Ülkenizde sadece şarap yetiştiriyorsunuz, her şeyi şaraptan yapmaya kalkıyorsunuz! Portakal soslu şaraplı ördek yaparken bile, ne portakal ne de ördek kullanıyorsunuz!” gibi kötü sözler söyleyerek nixie’yle ilgilenmeyince nixie graf ve durseer dan yardım istedi, onlar da bir düşmana, bir de kendilerine baktıktan sonra;

“o başka yere saldırmak için gelmiştir, gider yakında.” Diye teselli ediyoruz maskesiyle nixie’yi başlarından savdılar.

Çaresiz kalan kraliçe nixigül, istilacı götveren wolf’a elçisi ile haber gönderir, olacaklardan habersiz..

Tarantula köyü Elçisi bir yaz günü çubuğunu şarap tarlasına diker, çubuğun gölgesi en uzun yerindeyken, götveren wolf’un huzuruna çıkar ve der ki;

- Kraliçemiz nixie; askerlerinizin akşam tavernada şarap içtiğini, veresiye yazdırdıklarını, sarhoş olup halkı korkuttuğunu söylüyor.

Bu duruma sinirlenen götveren wolf, elçinin dötüne şişe yerleştirip nixie’ye gönderir gerisin geriye.

Nixie, bu durumu orcrist’e anlatır…

- heh espiriden bile anlamıyor bu orcrist der. Ve devam eder graf ve durseer’ın söylediklerinden bahseder, yasalara göre benim adamdam kime saldırırsa %10 ‘nunu bana bırakmak zorunda. Ne dersin? Diye okriste danışır.

“ hah” der orc, para için özgürlüğünü mü satacaksın?! Klavyeye sıkı bir yumruk atar! Nixie, te oralardan hisseder klavyenin ikiye bölündüğünü. Artık orcrist çok sinirlidir, orcrist sinirlendikçe nixie kahramanım diye doldurur orc’u.

Orcrist, istila birliklerinin listesini ister, der ki, 12.06.2009 Cuma öğle namazına müteakip saldırımızı gerçekleştireceğiz nixie! Sen de bu arada taş atıcı (bir taş atıcı bir devi indirebilir) yap ben saldırınca, sende isyan çıkar butonuna basarsın! Nixie bu duruma kikirdeyerek yanıt verir. Aralarındaki uzun ve saçma kavgayı atlıyorum birmilyonokuyucumuz… ama kendi kendilerine çok eğlendiklerini söyleyebilirim..

Kafasında kabaca şöyle bir hesap yapar orc;

Rakipte; 28 taş atıcı, 27 kılıçlı, 27 phalanx 4 okçu var.

Benim; 11 okçu gemim, 5 şahmerdan gemim, 10 taş atıcım, 7 phalanxsım, 2 kılçcım var.

Bla bla bla…

Bla bla bla..

Ancak, nixie ye adet vermez orc, durumu sakalından bile gizler..

Bu arada nixie, götveren wolfu mesajları ile habire taciz eder, adam bu komik mesajları anlamadıkça nixie’ye daha da sinir olur..

Mesela bir mesajında nixie;

Wolf bari bir işe yara şu crafty’e saldır der, buna çok kızan götveren wolf; o benim arkadaşım neden saldırayım diye hiddetlenir, nitekim o günün akşamında da tarantula adasında vasati 40 bakireye gereken yapılır.. ama nixie durumu umursamaz zira sürekli şarap içilen bir köyde zaten bakire olmadığını bilir.. üstelik make love not war felsefesinin benimsendiğine inanarak mutlu bile olur..

Ama okrist köyün namusunu korumak için ant içmiştir..

Zaman su gibi akıp geçmeye başlar, orcrist halkın arasından seçtiği iri gençleri birer ölüm makinesine çevirmek için zamanla yarışır lakin bir phalanxın 30 dk. da eğitilmesi panik havası oluşturmuştur. Keşke Cuma namazı cumartesi olsaydı gibi saçma düşüncelere bile kapılır.

tam bu sırada nixie’den bir haber gelir;

Orcrist, orcriiiist sana bir haberim var;

- Bu götveren wolf askerlerini çekmiş adamdan, giderken de şu notu bırakmış;

- Bir daha beni kızdırma lan bütün brotherhood klanını üzerine salarım, pişman olursun bu savaşı bıraktırırım sana! Höyütt…

Başından aşağıya kaynar sular dökülür orcrist’in, onca emek onca kurduğu kahramanlık hayalleri, nixie’ nin kahramanım orc diye el sallaması, şarap adasından pelerinle alkışlar ve tezahuratlar eşliğinde kasılarak geçişi, hepsi bir anda yok olmuştur, sanki yaşama amacı kalmamıştır orc’un.

Neyse ki nixie, dilini tutamaz ve götveren wolf’a şunları der;

Yahu Kaç yaşındasın sen 12 mi? Zuhahahahha oyun be bu oyun oyun.. nihohahhahahha

Bunun üzerine götveren wolf daha büyük bir orduyla (baya bi daha büyük) geri yola koyulur.

Orcrist artık Cuma namazını bekleyemez savaş olacaksa olmalı, zaman yok der ve gemilerini önden yollamaya karar verir, gemiler o cehennemin içine batmak göreviyle giderler, orc gemilerini yollarken şöyle der; “gemilerim ben size adayı kurtarmayı değil batmayı emrediyorum!” ardından da şunları der; “İlk hedefiniz tavernayı kurtarmaktır.”

Lakin sadece birkaç gemi yola koyulur? Kenarda çıkan hata mesajı umutlarını bir anda yok eder.

- “Gemileri gönderebilmek için daha çok aksiyon puanınız olmalı!”

Orc hayatında ilk defa; aksiyon puanının neden yeterli olmadığını düşünür? Bir de aksiyon puanı nedir yahu?!

Artık hiç çaresi kalmamıştır, “elini kolunu bağlar ve yanındakine -elim kolum bağlandı. yaz, der.”

Bir anda son bir fikir gelir aklına, çok çılgıncadır, nixie’ ye bu tehlikeli düşüncesini söylemeli midir?

Eğer başaramazsa her şey yok olacaktır! Nitekim dayanamaz söyler…

Önce köylerinin adını, ...k wolf köyü, …k crafty köyü olarak değiştirir.

Nixie köy adını değiştirme konusunda daha edepli davranır.

Ardından okrist götveren wolf’a ve göt crafty’e mesaj atar;

Artis artis laflar eder, beni kızdırmayın der, bu serverin sahibi kuzenim der, kör necmiyi tanıomusun sen der, adresini ver ulan der, küfürlerle süsler… aklında adamı kızdırıp küfür ettirmek yatar orcrist’in, bir küfür ederse şikayet edebilecektir Birleşmiş Milletlere, ama adam hiç cevap vermez, işte der orc korktu sonunda nıhahahaha…

Ertesi gün nixie ve orcrist savaşlarda birbirlerini göremezler, çünkü ne orc ne de nixie bu topraklara giremiyordur, kendi tuzaklarına kendileri düşmüş en adi suçtan yargılanıp oyundan atılmışlardır. Yine de bu duruma nihohahahha zıhahahhaha ehueheuheue şeklinde gülerler..

Ve Sevgili birmilyonokuyucumuz bilirsiniz ki son gülen iyi güler..


08 Mayıs 2009

adalet..




bir roksıtar olamadığım, bir de uzun bacaklara sahip olmadığım için üzülüyorum..kendimi kahrediyorum..
soldaki kadının bacak boyu 1.34cm.. benim boyum 1.60cm..
sağdaki kadın da benim gibi hissediyor..  kısa bacaklı.. ezik.. çirkin.. ama kot bolerosundan anlayacağınız gibi o da roksıtar olma ateşi ile yanıp tutuşanlardan aslında.. bacak uzatma aleti takıp kendini mutlu etmiş.. sırf hasetinden valla.. ama allah için kalçası daha dik gözüküyor, o yüzden ağzı da bacakları da aynı açı ile açılmış.. ama bu mutlu, sevimli sarışın kadın sizi yanıltmasın.. dedim ya kıskanç diye.. bir sonraki karede elindeki okla uzun bacaklı kadınlara saldıyor.. çok vahşi görüntüler var.. ama bu blog şiddet içermediğinden o fotoları koyamıyorum.. 
benimse hiç kıskançlık yok içimde ama arkamdan hep 'at gibi hatun' denmesini istemişimdir.. bu aletle bacaklarımı uzatırsam; daha hızlı koşabilir, kariyer basamaklarını daha hızlı tırmanabilir,insanlara yüksekten bakabilir, sinirlendiğim adamların kafasını ezebilir, işsiz kalırsam sirkte karın tokluğuna çalışabilirim..
hem konserlerim sırasında da çok eksantrik durur.. 

10 Mart 2009

mektup..

sevgili deniz seki,

biliyorum çok zor günler geçiriyorsun.. ancak evde oturup yemeksepeti'nden yemek söyler gibi kokain sipariş edeceğine kıçını kaldırıp internetten iki tarif baksaydın hem kendi işini kendin görmüş olurdun hem en azından mapushane damlarında oooohhh kilo kilo sattım kilo kilo derdin havan olurdu.. adamları da yok içti yok teşvik etti diye uğraştırmazdın.. pehh..
neyse allah kurtarsın diyor ve bu vidyoyu sana ithaf ediyorum..
çıktıktan sonra güle güle kullanman dileğiyle..
sevgiler
nixie

19 Şubat 2009

burdayım olum..

ulan bı yazı okudum blogda yok dıyo anlamadımm bişi.. neyse olurmu adamım ayıp edıyosun ben hep buralardayım da pek sesımı cıkarmıyom... ha bıde tırt dıye bı yere yazıcaktım bı ara ona, hıç ellemedım daha ama bişiler olmuş ben anlamadan.neyse hayırlısı

18 Şubat 2009

handmade..

şimdi okrist bu bloga 18+ uyarısı koymuş.. alla alla 18 yaşın altındakiler sanki göt, bok, çük demiyor, sevmiyor, sevilmiyor, sevişmior.. peh.. hayatın gerçeklerini anlatıyoruz biz burda.. gençlere kötü örnek olacağımızı düşünen mi var yoksa? peh..
neyse artık madem böyle bir yola girdik (gördüğünüz gibi taktım ben bu format işine) ben de artık love sex&drugs ile alakalı yazılar yazmaya karar verdim ( karar almakta üstüme yoktur).
ama tabe geçen postta yazdıklarım ve skörcan'ın yorumu ile karışan kafam çok düşündü (istemsiz oldu valla) ve bu love, sex and drugs formatını el işleri ile ilintilendirmeye karar verdi..
şimdi aşağıdaki vidyomuzu lütfen dükkatlice izleyin..  evde uygulayın.. sonra beni kalite kontrole çağırabilirsiniz.. uygulamayı en başarılı şekilde gerçekleştiren kadın okuyucumuza hediye olarak en başarılı erkek okuyucumuzu hediye edeceğiz.. en başarılı erkek oyuncumuza ise en başarılı kadın okuyucumuzu.. ikinci cümleye ne gerek vardı diyenlere de 'çok konuşma sen!' diyip iki şaplak atmak isterim.. ama bu 'sex' konusuna girdiğinden çok da uzatmıyorum..
sevgili bir milyon okuyucumuz bu vidyodan sonra gerçek bir milyonu yakalayacağınızı umuyorum..
aydınlık günler için..
haydi okuyucum mutfağa..

13 Şubat 2009

anılaaaarr.. anılaaar..

evet bu blog çok sahipsiz kaldı.. okristin bi bok yazacağı yok.. ev sahibi dedik, saygımızdan sustuk ama olacak gibi değil.. cık cık cık
bu arada
yemek blogu yapalım dedik olmadı..
elişi blogu yapalim dedik olmadı..
sonunda bir çocuk doğurup onun gelişimini yazacağım olacak bitecek..

keko yeni blog açmışsın gözümden kaçmadı ona göre :) lütfen enerjimizi bu yöne kanalize edelim.. cık cık cık..

neyse sevgili bir milyon okuyucumuz.. (burdaki bir milyon kafa olarak değil, kafa başı hesaptır).. yine bir blog gününde beraberiz.. bu boktan yağmurlu ve depresif günde, sizlerle anılarımı paylaşmak istiyorum..

anı1:
benim bir hatun arkadaşım var.. kendisi cenıfır lopez bedeninde bir rahibe teresadır.. geçenlerde konuşuyoruz öyle havadan sudan..
'ayh' dedi 'seninkinin fotosu yok mu? çok merak ediorum artık' ben de dur bir mms açayım sana dedim.. benim part-time bey'in fotosunu gösterdim.. fotoya bakarken ben içimden yerim seni yerim nidaları atıyordum ki sevgili cenıfır hayallerimi o cırlak sesi ile böldü..
-kızım bu ne?
-benim part-time bey..
-kızım mal mısın sen?
-?
-evlat olsa sevilmez bu be.. bırak hemen bunu..
-!?
-alınmıosun di mi?
-yok alınmadım..

evlat olsa sevilmez cümlesinin özlü sözler kitabına alınmasını öneriyorum ben..

anı2:
cenıfırla bir gün eve doğru yürüyoruz.. o da bana olmayan seks hayatından bir potbori sunuyor.. sonra konu orgazma geldi.. ben bi durdum..
-kızım sen ne anlarsın orgazmdan..
-öyle deme şekerim, arada biz de çeki elden bozduruyoruz..

kendisi blog açsın, skype'da kanal açsın falan istiyorum.. herkesin gülmeye ihtiyacı var canımm..

anı3:
samsundan xs geldi, bende kalıyor.. biliyorsunuz '40m2 gümüşsuyu' filminin baş kahramanıyım.. neyse efendim ev minicik olduğundan ve her kapı bir odaya açıldığından xs üstünü değiştirirken ben tuvaletten çıkınca tarafımdan donu ile basıldı .. kendisi utandı tabe, ben utanmadım..
-neyse canım evinde ilk kez donlu adam görmüosundur herhalde.. dedi
-hayır ben genelde donsuz görüyorum.. dedim

hahahah buna da çok güldükten sonra.. bütün gün yasmin levy dinlemiş biri olarak yazımı noktalıyorum.. yasmin levy dinlemeseydim bu yazı daha güzel olmayacaktı tabi ki ama olsun.. yeter ki gönüller bir olsun..

30 Ocak 2009

Deneme Yapıyoruz



22 Aralık 2008

pandahahahahahha

Petit Panda Eternue, Maman a peur
e-boueur tarafından gönderilen video

gönül dostum okrist bir önceki vidyoyu koyduğuma pek sevinmedi..
peh ben bunu 2 sene önce izledim dedi eksi buldu kendisi.. beni azarladı.. hıh..
eskileri sevmenin neresi kötü anlamadım.. neyse bu da çok yeni bi vidyo değil sayın okrist ama ayh ben çok gülüyorum hala hahahhahahahha

şu pandaları ne biçim sevesim geliyor anlatamam.. harika.. harika..

18 Aralık 2008

ok go go go..


keko.. okrist.. bir kişi daha bulalım.. ben bunu yapmak istiyorum..
herkes kendi koşu bandını getirsin ama :))

16 Aralık 2008

Yer: Muhtarın Yeri (dünyaca ünlü kuyu tandırcı ve kebapçısı)
Mevki: İstanbul-Samsun istikameti, Tosya
Saat : Akşam suları, sis çöktü çökecek
Hava Sıcaklığı: Buz
Ekip: Dört Kişi

Tandır yemek istemesek te şiddetli tavsiyeler üzerine muhtarın yerine girmeye karar verdik, önce arkadaşım; ben farkına varmadan beni arabaya kitledi, sakince kapının kilidini açtım arabadan çıktım. İçeri girdim, ellerimi yıkamak için gözlerim lavabo aradı, tam karşımızda esrarengiz bir kapı vardı? buranın lavabo olabileceğini düşündüm, bizimkilerin daha önce girdiğini düşünürekten burası lavabo mu? diye sordum,

arkadaşım bana dışarıyı işaret etti; - tuvalet dışarıda.
ben - burası lavabo mu?
arkadaşım - tuvalet dışarıda, bilmiyorum garsona sorsana!
ben - burası lavabo mu?
garson - tuvalet dışarıda
ben - burası lavabo mu?
garson - ewt abi lavabo
ben - bu lavabo da tuvalette var!!!

ellerimi yıkadım masaya oturdum;

Yan Masa;

çocuk - babaaa bu ne postu?
baba - bilmiyom, bakim, tilki.
anne - o kadar büyük tilki mi olur! sincaptır.

garson - ne alırsınız
baba - köfte alırız, köfte nerenin köftesi
garson - buranın köftesi
baba - tamam, yağsız olsun
garson - neresi yağlı ki abi?

--------

çocuk - ne içcezz babaaa???
baba - ayran.
abi - rakı.
anne - demekki paranın çıkacağı varmış,
çocuk - kola içsem
anne - çıkacağı varmış demekki dimi?
baba- olmaz ayran içcez
anne - dimiğ! çıkacağı varmış?
baba - niye çıkacağı olsun ki?

Tandırımız geldi, nefis gözüküyor gerçekten;
garson - abi küllüğü kaldıralım
ben - olur
garson - ayran mı içersiniz
biz - eveeet..

uzakta bir masa;
müşteri - abi borcumuz nedir?
patron - masanın neyi var
garson - abi 2 ayran ...
müşteri - ben 2 ayran içmedim!!!
garson - sizinkiler içti ya abi, diğer masa?
müşteri - ben onların parasını neden verecekmişim, ben 1 tane içtim
patron - tamam, bir ayran başka
müşteri - ben ne ödicem ya alla alla
patron - tamam kes yazmadık işte
müşteri - abi yanlış anladın, bak onlar dışarıda çağır istersen?
patron - kapıdan çıkınca iş biter...

yan masa;
baba -o köftelerin hepsi bitecek!
çocuk - tamam
anne - yoksa bırakırız seni burda
çocuk - tamam
baba - garsonluk yaparsın burdaa
çocuk - yaaaa
baba - ağlama!
anne - çişi gelen varsa gitsin
baba - hesabı alalım?
garson - tabi abi.

ben- küllük getirir misin?
garson - masa da vardı abi,
ben - aldın ya masadan!
garson - getirim abi.
ben - korku filminde olabilir miyiz?


garson - 47 ytl
abi - harala gürele
baba - ne oluyo?
abi- ne yedikte 47 yazdınız!
garson - abi biz ne varsa onu yazdık! niye havalanıosun ki!
patron - uzatmayın tamam.
baba - salatanın bedeva olması gerekirdi!
garson - alla alla...

biz;
- biran önce çıkalım,
- ewt hava da karardı, sis çöktü.
- bu kuzuları nasıl bir otla beslediler acaba?
- ben kendimi iyi hissetmiyorum...
- hesap lütfen,
- tandır süpermiş
- çıkalım artık.
- havasından mı, kuzusundan mı anlamadım?
- teşekkür ederiz.
- biz teşekkür ederiz.
- abi bi olay çıkarmadan mı çıkacaz?
- bir de üzerine teşekkür ettik.
- arabayı kullanabilecek misin?
- emin değilim...
- tandır süpermiş...

08 Aralık 2008

diz lend iz may lend..

haydaaaa hooop...
furom kaliforniya tu dı niv york aylınd..

06 Aralık 2008

Veeee Çantamdaaa Ne Var???

Sevgili gönül dostum nikzi, öncelikle seni beklettiğim için çok özür diliyorum.

Geç de olsa çantamda ne var mim ini cevaplıyorum;

Benim hiç çantam olmadı sevgili dostum, ama olsaydı neler olurdu bir bakalım, gogulda bir araştırma yaptım ve bana en yakın çanta malzemelerini buldum, bir çantam olsaydı tıpkı "Papatya Prensesin Dünyası" adlı sitedeki papatya prensesin çantasında olanlar olurdu... Dolayısıyla aşağıdaki resim papatya prensesten çalıntıdır ve kendisinin de haberi yoktur... (zaten de bu yüzden çalıntıdır.)



1.Çantam 2.Papatya Prensesin annesinin diktiği çamaşır çantası ancak 8 - 11 ve 12 numaralarda bunun içinde, yani diş fırçam ile donum aynı yerde duruyor 3.İçine 22 adet ıvır zıvır koyup birde (...) işareti yaparak daha da alabileceğini anladığımız mini çanta. 4.Aklıma gelen pozitif paylaşımlarımı yazabileceğim ajandam ve kalemim. 5.Islak mendilim ama nikzininki ile aynı amacı taşımıyor ayh pardon nikzi 6.Yasinli cevşenim 7.Azım kokmasın die naneli vividentim 8.Diş macunu ve fırçam (bu konuya değinmiştik) 9.Cüzdanım, kartlarım keşke büyüklüğü kadar da dolu olsa içi ehi ehi ehi 10.Güneş gözlüüm 11.Lady Speed Stickim 12.Sıvı sabunum 13.Pörbılanka parfümüm 14.Kapatıcı, minik sivilceler için. (büyükler için olanı evde çantama sığmıyor)
15.Alyansım, (Lady Speedimi alan sevgilim almıştı) 16.Çocuklar için şeker, verdikçe mutlu olmak için ayh ne şekerdir çocuklar değilmi eko? 17.Telefonum, yenisini alamadım (yaptığım yardımlardan sıra bana gelemiyor ama olsun) 18.Pillerim, (o da bana kalsın ehi) 19.Filaş belleğim, 2 mb tı dolu, aile resimlerimiz var içinde, kedim pamuk ve kuşum fındıkla birlikte 20.Anahtarlarım, umarım bir gün araba anahtarı da olur ehi 21.Şemsiyem, her şemsiye gibi o da açılmaz ama denemedim hiç. Piller var ya neyse... 22.Mp4 Çalarım Mp3 te vardı onu mektuplarla geri gönderdim böhüü neyse... 23.En önemli dostum aynam, hep doğruyu söyler bana tıpkı gözler gibi 24.Ayakkabı parlatıcısı (bu da bana kalsın öhöm)

İşte sevgili gönül dostum nikzi, çantam yok ama olsaydı bunlar olurdu inan ehi ehi...
Umarım kabul olmuştur mimine verdiğim bu cevap, yoksa verdiğim sözü bozacağım az kaldı...
Neyse başka mimlerde buluşmak üzere diyelim öpüyorum canım...


Hobi-Eğlence

Kötü alışkanlıklarımızı bırakıp, faydalı işlere başlamamızın 2. günündeyiz ve hala çok mutluyuz!


Önemli paylaşımlarıma başlamadan önce, pek sevgili dostum eko'nun çantasından alkollü içki çıkmasına son derece üzüldüm...
Bu paylaşımımı kadim dostum ekoya armağan ediyorum, umarım kendisi alkolü bırakır ve bu fillerden yapar bi sürrü bi sürrü, çünkü içki her şeyin anasıdır.



Bu gün öğreneceğimiz uğraşının adı origami.
Aslında öğretilecek pek bir şey yok.
Her türk origamist doğar. (origamisti salladım)
Ülkemizde 7 den 70 e herkes en üst seviyedeki kağıt uçak yapımını çok iyi bilir. Peki neden kağıt uçak yapanlar en usta origamist sayılırlar? Çünkü yaptığınız şey aynı zamanda uçabilmektedir. Kağıttan bir keman yapıpta onunla bir şeyler çalamıyorsanız bu çok amatörcedir.

Şimdi, yukarıdaki konuşan fil nasıl yapılır onu öğrenelim ?

1. Hangi renkte filiniz olmasını istiyorsanız o renkte kağıt almalısınız. (biz erkek olsun diye maviyi tercih ettik)




Kağıdınızın kare şeklinde olmasına özen gösterin yoksa filinizin kıçı başı normalden uzun-kısa olacaktır.
Kağıdınızın beyaz tarafı size baksın. (filiniz beyaz olacaksa arkaya baksın)
Kağıdınız şekildeki gibi bir öyle bir böyle ikiye katlayın. (iz yapma baaabında)

Şimdi eski haline getirin.  Sabırsızlanmayın, her hareketinizin bir anlamı var! Bakın artık kare kağıdınızda sanki kalemle çizgi çekilmiş gibi izler oluştu.




Sonra şekildeki gibi kıvırmaya devam edin lakin bunları anlatamicam fenalık geldi.





Kalemle de o şirin burnunu ve gözünü yaptıysanız, daha fazla kurcalamayın...

Aşağıdaki fili vasati çıkarabildiyseniz siz iyi bir origami ustasısınız. Artık filinizle dilediğiniz gibi oynayabilirsiniz... Hep mutlu olmanız dileğiyle, esenlikle kalın...



çantaa

çantanın içinde ne var. kayganlaştırıcı hiç yok, dildo hiç olmadı, inşallahta olmaz, çok uzundur bekleyen bi prezarvatif o kadar. çantada içilen 4 duble rakı, 7 bira, bide cem karaca var. bitti.. ha bide bu aralar bu kafayla takıntı yaptıgım mazlum çimenden feryada isyanım var...

05 Aralık 2008

çanta

sevgili gönül dostum okrist beni mimlemiş.. ne kadar bahtiyar oldum bilemezsiniz.. virgilius de söz verdi beni mimleyeceğine.. ne şanslıyım.. küfürsüz konuşmalarımdan dolayı herkes beni seviyor demek ki.. beni sevmeyen ölsün mü okrist? ölsün de mi?

ayh mim konusuna gelince.. çok heyecanlandım şimdi.. bütün vucudum tir tir titriyor valla.. çantamı açarken tahrik oldum resmen.. zaten ben ne zaman çantamı açmaya kalksam böyle olurum.. içinde dildom var da çünkü.. sonra ıslak mendil.. sonra kayganlaştırıcı.. sonra neydi kız eko onların adı ağza sokulan toplar hani? neyse sonra kelepçeler..sonra..
ah tanrım neler diyorum ben.. içime şeytan girdi şeytan.. öhööö öhööö.. çııık.. çık içimden..
hıh ne diyordum.. kelepçe değil canım anahtar yahu bildiğin..
kalbimin anahtarı..
seni kalbime gömdüm anahtarını da denize attım..
sevgi paylaştıkça güzel değil mi ya..
ben de bunu okristle paylaşmak istiyorum.. 
çantanda ne var okrist şekerim?

Kültür-Sanat





Efenim, buradan niksi arkadaşımızın seviyemizi arttırma çabalarını takdir ediyor, 3'ün 1'i nden 1'i bozana kadar azımdan kötü söz çıkmayacağının garantisini veriyorum. 
Yoksa bu gidişle, gogulda free porn yazsanız biz çıkacağız neredeyse...
Ve şimdi sıkı durun! Size bu ay ki en büyük süprizii açıklıyorum;


"Albay Kuş" Oyun Atölyesi semalarında uçuyor!!!





Tiyatroadam'ın ilk oyunu "Albay Kuş" 17 Kasım ve 1, 15 Aralık 2008 saat 20.30'da Oyun Atölyesi sahnesinde izleyicilerle buluşuyor.

Serdar AKAR'ın süpervizörlüğünde kurulan Tiyatroadam, Murat KARASU yönetiminde, Bulgar yazar Hristo BOTYCHEV'in "Albay Kuş" adlı eserini sahneliyor.


Oyun, savaş sırasında, Balkan Dağları'nda, hiçbir şeyin -ne ilaç, ne yatak çarşafı, ne doğru dürüst giyecek, yiyecek hiçbir şeyin- olmadığı, manastırdan bozma bir psikiyatri kliniğinde geçiyor. Kaderlerine terkedilmiş ve donmamak için aynı odada birlikte kalmak zorunda olan ilginç ama zararsız altı deli ve yine onlar kadar ilginç bir doktorun yaşamının bir sabah manastırın bahçesine gökten düşen bir sandıkla nasıl değiştiğini konu alıyor.


Oyunun Künyesi


Yazan: Hristo Boytchev

Çeviren: Nihal Geyran Koldaş
Yöneten: Murat Karasu
Süpervizör: Serdar Akar
Sahne Tasarımı: Başak Özdoğan Pirim
Oynayanlar: Ali Kil, Deniz Özmen, Burak Dur, Aşkın Şenol, Ayça Aykut, Sarp Akkaya, Fatih Koyunoğlu, Ferit Kaya

Dip Not: Canım arkadaşım keko ve nikzi çantalarınızda neler var diyerek sizleri mimliyorum?
Sevgilye kalın öpüyorum...

sevgiyi paylaşalım..

evet artık bu blog çok düzeyli bir blog olacak.. ne o öyle terbiyesizlikler falan cık cık cık.. okrist, keko lütfen canlarım benim.. sevgiden bahsedelim.. çocuklardan.. çiçeklerden..

neyse sevgili arkadaşlar,
dün gece elişimi bitirdim.. bakın televizyon üstüne harika bir örtü olacak..


malzemeler:
ev kızı (1 adet)
tığ(2 numara)
iplik(kalitelisinden)
sağlam bir işaret parmağı

ayh bu akşam neriman teyze ile kızı bana gelecekler.. beraber yemek yiyip dizi izleyeceğiz.. umarım yaptığım yemekleri beğenirler..


Malzemeler:
Kabak çiçeği (bu tarifte yaklaşık 25 tane)- neriman teyzenin midesi yayla gibi de
Her çiçek için küçükse 1 tatlı kaşığı, büyükse 1 yemek kaşığı pirinç- pahalısındansa az koyun siz
7-8 dal taze soğan (ince kıyılmış)-bunun yapılmışını alabiliosun kuru halde boşver uğraşma
1/2 demet taze nane (ince kıyılmış)
5-6 sap dereotu(ince kıyılmış)-hiç sefmem
1/3 demet maydanoz (ince kıyılmış)-hiç sefmem
1 tane büyük boy kuru soğan (rendelenmiş)-rondonuz varsa tabi
1 tane domates(rendelenmiş)-onun yerine hafif haşlayıp ezebilirsiniz de
3/4 çay bardağı zeytinyağı-elinizi korkak alıştırmayın 1 bardak yapın onu
karabiber,kırmızı biber,tuz

sonra bunların hepsini karıştırıp hop doldurun dolmaları.. düdüklüye koyup düdüğü ötene kadar pişirin..

leziz..

acaba neriman teyze beni oğluna alır mı ki?

03 Aralık 2008

poofff


canım sıkılıyo. nelerle oynuyoz a.g.

Tanım

Götcük: Aslında göt olmayan ama olaylar karşısındaki beceriksizlikleri yüzünden göt konumuna düşen kişi...